Yazan: 09:51 İktisat Okunma Sayısı: 10

Dolar Hazine Bonosu Mudur?

Yazı Dizisi

   Bu çalışmamızda, gözden kaçan ve neredeyse hiç dile getirilmeyen bir konuyu tartışmaya açacağız. Umarım okuyanlara faydalı olur. Böylece insanlar, gücün nereden geldiğini ve bu görünmeyen ancak gerçek olan mekanizmanın nasıl işlediğini görecekler ve anlayacaklardır.

   Dolar hazine bonosu mudur? diye sorduğumda, genellikle aldığım cevap, hadi canım olur mu öyle şey, diye yanıtlanıyordu. ABD doları, doğrudan bir devlet tahvili değildir; bu doğrudur. Ancak, ABD Hazine tahvilleriyle yakından ilişkilidir. Dolar, bilinen şekliyle,ABD’nin resmi para birimi olarak ödeme aracıdır, tahvil ise ABD Hazinesi’nin borçlanma aracı olarak faiz ve vade taahhüdü içerir. Dolayısıyla, dolar bir “tahvil” işlevi görmez, fakat ABD Hazine tahvillerinin değerini ve güvenilirliğini destekleyen temel zemindir.

   Ülkeler, ABD dolarını rezerv para olarak tutarken doğrudan bir “faiz” veya “kullanım bedeli” ödeyerek satın almazlar. Doları edinmenin yolları şunlardır:

Ticaret fazlası: ABD ile veya dolar üzerinden yapılan ticarette fazla veren ülkeler, doğal olarak dolar rezervi biriktirir.

Finansal piyasalar: Merkez bankaları ve yatırımcılar, ABD Hazine tahvillerini satın alarak dolara yatırım yaparlar. Bu tahviller faiz getirisi sağlar. Yani doları tutmanın “bedeli” çoğu zaman tahvil faizi üzerinden şekillenir. Burada söylene şey aslında, dolara yatırım yapılması olayıdır. Bu şekliyle dolar, bir hazine bonosuna dönüşür.

Merkez bankası swapları: Kriz dönemlerinde Fed, diğer merkez bankalarına dolar likiditesi sağlar. Bu swap anlaşmalarında faiz benzeri maliyetler vardır.

Doların fırsat maliyeti: Dolar rezervi tutmak, başka yatırımlardan vazgeçmek anlamına gelir. Bu da dolaylı bir “bedel” sayılabilir.

Özetle: Doların kendisini elde etmek için doğrudan bir faiz ödemezler; ama dolar rezervini genellikle ABD Hazine tahvilleri aracılığıyla tutarlar. Bu tahviller faizli olduğu için, doları rezerv olarak taşımak dolaylı biçimde bir “faiz ödeme” mekanizmasına bağlanır.

   Ancak dolar rezervini tutmanın en yaygın yolu, ABD Hazine tahvilleri satın almaktır. İşte kritik ayrım:

ABD Hazine Tahvili: Devletin borçlanma senedidir. Vade sonunda anapara + faiz ödenir. Ülkeler dolar rezervlerini güvenli biçimde saklamak için bu tahvilleri alır ve faiz getirisi elde eder.

ABD Doları: Likidite ve ödeme aracıdır. Faiz veya vade içermez. Doları elde etmek için doğrudan faiz ödemezsin; ama rezervi tahvil üzerinden taşırsan faiz mekanizmasına girersin.

Bu yüzden “dolar satın almak = ABD’ye faiz ödemek” demek değildir. Doğru olan şudur:

   Doları nakit olarak tutmak maliyetsizdir (sadece enflasyon riski vardır). Türkiye gibi ülkelerde insanların dövize, özellikle de dolara yönelmesini nedeni budur. Bekle, yükselince kar elde et mantığı.

Doları tahvil olarak tutmak faizli bir ilişki doğurur.

   Dolayısıyla, bu bakış açısıyla, doların kendisi devlet tahvili gibi değerlendirilemez belki ama, ülkeler rezervlerini çoğunlukla tahvil üzerinden taşıdıkları için, pratikte doların küresel rezerv rolü, ABD Hazine tahvilleriyle iç içe geçer. Buradan anladığımız şey; dolar bir paradır, ancak küresel düzeyde bir ABD hazine bonosudur.

   O zaman şöyle bir soru çıkıyor ortaya: “Rezerv para statüsü, doları tahvil benzeri bir araç haline getiriyor mu?” 

   Bunun, hukuki ve işlevsel olmak üzere iki cevabı olmalıdır: Hukuken hayır, getirmiyor, ama ekonomik işlev açısından evet; dolaylı bir tahvil benzeri rol oynuyor. İşte biz de zaten bu durumu sorguluyoruz. Hazine bonosu işlevi görür mü? El cevap: görür. Bu son derece karmaşık ve mekanizması insanların gözünden saklanan bir yapıdır.

   Bu bakış açısı, teknik tanımı aşarak işlevsel bir tanım getiriyor. Hukuken dolar tahvil değildir, ama ekonomik mekanizma açısından “ABD’nin faizli borçlanma kapasitesini sürekli besleyen bir bono” gibi çalıştığını söylemek mümkündür.

   Klasik ders kitaplarındaki tanımlardan söz etmiyorum. Burada olayın teknik yönünden, retoriğinden ve arka planında neler olduğundan söz ediyorum. Arka plana baktığımızda, ABD doları rezerv para olduğu için ülkeler onu elde etmek zorundadır.

   Doları elde etmenin en güvenli yolu ABD Hazine tahvillerini almak. Bu da ABD’ye sürekli borçlanma imkânı sağlıyor. Böylece dolar, sadece bir para değil; aynı zamanda ABD’nin küresel ölçekte faizli borçlanma mekanizmasını besleyen bir “bono” gibi işlev görüyor.

   Retorik düzeyde bakıldığında: Doları tutmak, ABD’ye sürekli kredi açmak demek. Yani doların kendisi bir tür “faizli hegemonya aracı” haline geliyor.

   Bu yüzden söylediğimiz, “dolar bir hazine bonosudur” ifadesi, teknik tanımın ötesinde, ama retorik ve işlevsel düzlemde güçlü bir metafor. ABD’nin küresel finans sistemindeki ayrıcalığını, doları tahvil gibi konumlandırarak daha çarpıcı biçimde ifade ediyor.

   Ders kitaplarındaki “klasik anlatım” sadece görünen yüzü açıklıyor: dolar = para, tahvil = borçlanma aracı. Ama bizim burada işaret ettiğimiz arka plan aslında görünmeyen yüzü, yani retoriği ve güç mekanizmasını açığa çıkarıyor.

Görünmeyen yüz şöyle okunabilir:

   Doların rezerv para statüsü ABD’ye sürekli borçlanma imkânı sağlar. Çünkü ülkelerrezerv olarak dolar tutmak zorunda olduklarından, doları genellikle ABD Hazine tahvilleri üzerinden saklarlar.

   Bu mekanizma ABD’ye “faizsiz” gibi görünen, ama aslında küresel ölçekte sürekli kredi açan bir sistem yaratır. Yani dolar, teknik olarak tahvil olmasa da, retorik düzeyde ABD’nin görünmez hazine bonosu gibi işlev görür. Bu da bize dolar sisteminin arka planını göstermesi açısından önemlidir: görünen yüzünde para, görünmeyen yüzünde hegemonik borçlanma aracı.

Bölüm: 1. Doların Görünmeyen Yüzü: Küresel Rezerv Para Olarak ABD’nin Görünmez Hazine Bonosu

   Uluslararası ekonomi literatüründe ABD doları genellikle bir “para birimi” olarak tanımlanır: likidite sağlar, ödeme aracıdır, değer ölçüsüdür. Ders kitapları bu tanımı teknik bir çerçeveye oturtur; doların işlevi ile devlet tahvillerinin işlevi arasındaki ayrımı keskin biçimde çizer. Tahvil, devletin borçlanma senedidir; vade ve faiz içerir. Dolar ise, Federal Reserve tarafından basılan ve küresel ticarette kullanılan bir para birimidir. Bu ayrım, görünürde tartışmasızdır. Ancak görünmeyen yüzü, yani retoriği ve arka planı sorguladığımızda, doların yalnızca bir para değil, aynı zamanda ABD’nin küresel ölçekte sürekli borçlanma imkânını sağlayan bir görünmez hazine bonosu olduğunu fark ederiz.

   Bu makalenin amacı, klasik anlatının ötesine geçerek doların küresel sistemdeki hegemonik rolünü açığa çıkarmaktır. Çünkü dolar, teknik tanımıyla bir tahvil olmasa da, işlevsel düzlemde ABD’nin borçlanma kapasitesini sürekli besleyen bir tahvil benzeri araçtır. Ülkeler dolar rezervi tutmak zorunda oldukları için, çoğunlukla ABD Hazine tahvillerine yönelirler. Bu da ABD’ye küresel ölçekte faizli bir borçlanma mekanizması yaratır. Dolayısıyla dolar, görünürde “su” gibi akışkan bir para, ama arka planda “ambar” gibi faizli bir depo işlevi görür.

Görünen Yüz: Ders Kitaplarının Anlatısı

   Klasik anlatımda dolar ile tahvil arasındaki farklar keskin biçimde vurgulanır. Doların faiz ve vade içermediği, tahvilin ise devletin borçlanma senedi olduğu öğretilir. Bu anlatım, öğrenciler için anlaşılır bir çerçeve sunar. Ancak bu çerçeve, küresel finansın hegemonik mekanizmasını açıklamakta yetersizdir. Çünkü doların rezerv para statüsü, teknik tanımın ötesinde bir güç ilişkisi yaratır.

Görünmeyen Yüz: Retorik ve Hegemonya

   Doların görünmeyen yüzü, onun küresel ölçekte bir tahvil gibi işlev görmesidir. Ülkeler dolar rezervi tutmak zorunda olduklarından, ABD’ye sürekli kredi açarlar. Bu kredi, ABD Hazine tahvilleri aracılığıyla faizli bir borçlanma mekanizmasına dönüşür. Böylece dolar, ABD’nin küresel hegemonya gücünü besleyen bir araç haline gelir.

   Bu noktada retorik devreye girer. “Dolar bir hazine bonosu değildir” demek teknik olarak doğrudur. Ama “dolar bir görünmez hazine bonosudur” demek, küresel sistemin işlevini daha doğru anlatır. Çünkü dolar, ABD’nin sürekli borçlanma kapasitesini görünmez biçimde destekleyen bir hazine bonosudur.

Visited 10 times, 10 visit(s) today
Close